Can Miras Dizisi ile Tanışın!

Can Yayınları'nın yeni dizisi "Miras"ı dizi editörü Mustafa Çevikdoğan anlatıyor.

Can Yayınları

22.2.2019 tarihinde yazıldı.

Can Miras Dizisi ile Tanışın!

Miras dizisini kısaca anlatabilir misiniz?

Miras, Can Yayınları’nın Türk edebiyatı klasiklerine odaklanan yeni dizisi. Pek çok okuyucunun okul hayatından isimlerine aşina olduğu ama çok azının gerçekten okuduğu klasik Türkçe kitapları eksiksiz baskılarla okuyucuya ulaştırmayı, bu defa okunur kılmayı hedefliyoruz. Bilinen kitapların yanında değeri yeterince anlaşılmamış büyük yazarlar da var yayın listemizde. Elimizden geldiğince yeni bir Türkçe klasikleri haritası çıkarmaya çalışıyoruz.

Diziden çıkan kitaplar neler oldu?

Ocak ayında Hüseyin Rahmi’den Gulyabani’yi orijinal metin ve günümüz Türkçesi seçenekleriyle bastık. Ayrıca önemli kalemlerimizden Mahmut Yesari’nin gazetelerde kalmış şehir hayatından portre yazılarını İstanbul’un Antika Tipleri kitabında topladık. Halid Ziya külliyatını hazırlamaya zaten daha önce başlamıştık, bundan sonra üstadın kitapları da Miras dizisinden çıkacak. Miras etiketiyle çıkan ilk Halid Ziya kitabımız Saray ve Ötesi oldu. Mehmet Rauf’un Eylül’ü de şubat sonu itibarıyla raflarda olacak. Eylül ilk defa baskıları karşılaştırılarak, esas alınan metin tamir edilerek, döneme dair resimlerle zenginleştirilerek hazırlandı. Eski baskılarda yapılan hatalar giderildi. Önemli bir çalışma olduğunu düşünüyorum. Eylül’ü de açıklamalı orijinal metin ve günümüz Türkçesi seçenekleriyle basıyoruz.

Dizide yer alan kitapları neye göre belirliyorsunuz?

Modern edebiyatımızın başyapıtlarını yayımlayacağız. Bunların yanında başyapıtların yazarlarının bilinmeyen kitaplarını elden geçiriyor, gazetelerde kalmış yazılarını derliyoruz. Dönemine göre ileride sayılabilecek ama bugün çok az kişinin tanıdığı yazarların kitapları da var listemizde. Bunları da peyderpey göreceksiniz. Ayrıca eski gazetelerde kalmış güzel yazıları kitap haline getirerek gün ışığına çıkarmayı planlıyoruz.

Türk edebiyatı klasiklerini hazırlarken nasıl bir çalışma biçiminiz oluyor?

Yazarı hayattayken yapılan son baskıları esas alıyoruz. Elde ettiğimiz metindeki aksayan yerleri tespit edip bunları diğer baskılarla ya da varsa tefrikasıyla karşılaştırarak tamir ediyoruz. Kitapta bahsi geçen, bugünün okuru için bir anlam ifade etmeyen deyişleri, günlük yaşama dair ayrıntıları araştırıp dipnotlara açıklayıcı bilgiler veriyoruz. Kitapların sonuna eklediğimiz sözlüklerde eskimiş kelimelerin anlamlarını veriyoruz. Sonrasında günümüz Türkçesine uyarlama aşaması geliyor. Bunu yaparken de en önemli öncelik, yazarın üslubunu, metnin ahengini bozmamak. Mümkün olduğu kadar az müdahaleyle kitapları günümüz okurunun anlayacağı bir şekle sokmayı amaçlıyoruz.

Piyasada bu kitapların farklı baskılarını da bulmak mümkün. Sizin dizinizin bu anlamda diğerlerinden farkı ne?

Bu kitapları herkes biliyor ama çok az kişi okuyor. Oysa içlerinde büyük hazineler var. Yıllarca ciddi bir çalışma yapılmadı. Yeni yeni üzerinde duruluyor. Çoğu baskıda hâlâ eski hatalar tekrar edilirken pek azı da araştırmacıların, akademisyenlerin emeğiyle tertemiz basılıyor. Miras dizisindeki kitaplarda önceliğimiz eski hataların tespit edilmesi, kitapların eli yüzü düzgün, açıklamalı dipnotlarla zenginleştirilmiş olarak, sadeleştirilecekse de ehil ellere emanet edilerek yapılıyor olması. Sadece bir-iki kitapta değil, Miras dizisinden çıkan bütün kitaplarda bu titizliği görebilirsiniz.

Türkçe klasiklerinin dili günümüz Türkçesinden hayli farklı. Bu kitapları okuyucuyla buluştururken neleri önemsiyorsunuz?

Kitapları genellikle iki seçenekle basıyoruz. İlki; yazarın elinden çıkan son baskının esas alındığı, tek bir kelimesine bile dokunulmadığı, sadece imlasının günümüze uyarlandığı karşılaştırmalı basım. Bazı okuyucular orijinal metin okumak istiyor, hem biz de mademki böyle bir işe giriyoruz, elde ettiğimiz orijinal metni basmakla yükümlüyüz. Bu kitapların sonuna, yukarıda da söylediğim gibi sözlük ekliyoruz. Bu baskılardaki dipnotlarda yazarın farklı baskılarda kitabına müdahaleler de görülebilir.

Diğer seçenek sadeleştirilmiş ya da günümüz Türkçesine uyarlanmış hali. Sadeleştirme işlemini yaparken her kelime için illa yeni bir karşılık bulma derdine düşmüyoruz. Bugün hâlâ kullanımda olan Arapça, Farsça kökenli Türkçe kelimeleri koruyoruz. Okurun, okuduğu kitabın bir klasik olduğunun farkına varmasını istiyoruz. Mesela “mühim” kelimesini “önemli” diye değiştirmiyoruz. Ayrıca eski kelimelerden bugün karşılığı olmayan kelimeleri de korumaya gayret ediyor, bu kelimelerin anlamlarını yine küçük bir sözlükle kitabın sonuna ekliyoruz. Henüz çok genç olan kelimeleri mümkün mertebe bu kitaplara dahil etmiyoruz. Önemli olan metnin ritmi.

Yeni diziniz mirasta hangi kitapları okuyacağız?

Hüseyin Rahmi Gürpınar ve Halid Ziya Uşaklıgil kitapları devam edecek. Tanzimat dönemi ve Servet-i Fünun klasiklerine yavaş yavaş başlıyoruz. Görece geç dönem sayılabilecek ama bugün kıymeti anlaşılmamış yazarların kitaplarını seriye ekliyoruz. Mart ayında Mahmut Yesari’den bir kitap daha var, Osman Cemal Kaygılı’dan da iki önemli eser. Kısacası Türkçenin mirası emin ellerde.