Ülkemizde önümüzdeki günlerde Can Yayınları tarafından yayımlanacak olan "Karanlıktaki Adam"da yazar, pesimist bir Amerika tasarımıyla Pirandello'nun "Altı Kişi Yazarını Arıyor" hikayesini hatırlatan bir avı birleştiriyor:
ABD'de muhafazakarlar ve liberaller arasında iç savaş çıkar. Ülke kırmızı ve mavi eyaletlere bölünür, yaklaşık 20 milyon insan ölür. Sonunda, Owen Brick adlı karakter, savaşın kaynağı olan adamı bulup öldürürse her şeyin biteceğini öğrenir. Hayır, bu adam Bush değil, kitabın yarısını kaplayan savaş hikayesinin de yazarı olan yetmiş iki yaşındaki kitap eleştirmeni August Brill'dir. Uykusuz kaldığı bir gece hayalinde, içinde Brick'in de yaşadığı öyküyü kurgulamıştır. Böylece, hikaye kahramanı yazarının peşine düşer.
"Karanlıktaki Adam", yazarın ülkesindeki politik kanatlar arasındaki ayrımın büyümesinden duyduğu tedirginliği, geçen sekiz yıllık süreçte yaşanan olaylardan duyduğu rahatsızlığı açıkça ortaya koyan bir kitap. "Karanlıktaki Adam"ı alışıldık bir Auster kitabı olarak nitelemek zor. Karakterlerin - Brill'in yarattıklarının - Pirandello'nun altı kişisinin aksine biraz kuru oldukları söylenebilir, ama yetmiş iki yaşındaki eleştirmenin kendi trajik hikayesine döndüğü ve romanların değil, 700 kelimelik eleştirilerin adamı olduğunu, ailesini, depresif kızını ve onun daha da depresif olan kızını anlatışı son derece etkileyici.
Kendisini oluşturan parçaların ayrıksılığı, anlatım farklılıkları ve iki ayrı kalemden çıkmış gibi duran yapıtıyla Paul Auster hem okurları, hem de eleştirmenleri şaşırtmaya devam ediyor. Bu yapısıyla "Karanlıktaki Adam"ı, klasik roman kurgusuna bir meydan okuma olarak görmek mümkün.