Üç Öykü, dünya edebiyatının en önemli yazarlarından Gustave Flaubert’in çok özel bir kitabı. Yazarın ölümünden üç yıl önce, 1877’de yayınlanan bu yapıt, “Saf Bir Yürek”, “Konuksever Aziz Julien Söylencesi” ve “Herodias” adlı üç öyküden oluşuyor.
İşlenen temaların çeşitliliği ve üslup yetkinliğiyle Flaubert’in yeteneğini tüm yönleriyle ortaya koyan bu kitabın, Madame Bovary yazarının başyapıtı olduğu kabul edilir. Daha ilk yayınladığında nerdeyse tüm eleştirmenlerce bir “edebiyat olayı” olarak karşılanan, okurlardan büyük ilgi gören bu küçük kitap, Tahsin Yücel’in deyişiyle, “yazarın tüm çabalarının, tüm yönelimlerinin, tüm özlemlerinin somutlaştığı bir yapıttır”.
Birçoklarınca, Flaubert’in Madame Bovary ve Duygusal Eğitim gibi büyük metinleri kadar önemli sayılan Üç Öykü’yü Samih Rifat’ın ustalıklı çevirisi ve Tahsin Yücel’in önsözüyle sunuyoruz.
“Adı Loulou’ydu; gövdesi yeşil, kanatlarının ucu pembe, alnı mavi, göğsü altın sarısıydı.
Ama dayanılmaz huyları vardı: Tüneğini ısırıyor, tüylerini yoluyor, pisliklerini ortalığa yayıyor, suyunu her yana sıçratıyordu. Bayan Aubain’in canını sıkıyordu bunlar ve onu temelli Félicité’ye verdi.
O da kuşu eğitmeye girişti; kısa süre sonra: “Sevimli çocuk! Uşaklar! Bayım! Selam sana Meryem!” sözcüklerini yinelemeye başlamıştı. Her zaman kapının yanında, basamakların köşesinde duruyordu; “Jacquot!” denince neden bakmadığına şaşanlar oldu; bütün papağanların adı Jacquot değil miydi? Onu kuş beyinlilerle ya da aptallarla karşılaştırıyorlardı! Félicité’nin yüreğine birer hançer gibi saplanıyordu bunlar! Loulou da tuhaf bir inatla, ona bakıldığı an konuşmayı kesiyordu!
Yine de arkadaş arıyordu anlaşılan; pazar günleri, şu Matmazel Rochefeuille’ler, Mösyö de Houppeville, sonra da yeni tanıdıklar: Eczacı Onfroy, Bay Varin ya da Yüzbaşı Mathieu kâğıt partileri çevirirken, kanatlarıyla camlara vuruyor ve öylesine öfkeyle çarpınıyordu ki, kimse kimseyi duymaz oluyordu.”
Saf Bir Yürek’ten